askolsun


Hayatımı yazarak kazanmama karşın uzun süredir kendim için tek bir satir yazmiyordum! Ta ki O, bir fırtına gibi hayatıma girip, dost listemin başlarında sarsılmaz bir yer edininceye kadar! Bu blogu oluşturma O'nun (ruzgarlisokak) fikriydi! Daha dogrusu zorlaması... Oturup düşündüğümde; ne çok öykü biriktirdiğimi fark ettim çıkınımda, çoğunun sonu "aşk olsun"la bitse de... Paylaşmaksa hayatın anlamı, açmak gerekiyordu artık çıkını! Ne de olsa uslanmaz serseriydi zaman ve bildiğini okuyacak, beni

Ana Sayfa | Profilim | Arşiv | Arkadaşlarım


Bir kitap ve veda

Tarih: 09:46, 20/10/2009

Kesintiye uğradı yine hayat, yine bir şeylere yeniden başlamak gerek... Seviyorum kendimi, pes etmek nedir bilmeyen benden ayrı bir ben var... En zor zamanlarda ortaya çıkan, her şeyi yoluna koyup kabuğuna çekilen ikinci bir ben...

Bu blogda son kez yazıyorum... Elbet yazmaya devam edeceÄŸim ama "aÅŸk olsun"da deÄŸil... Yeni blogum için isim düşünmeye baÅŸladım ama pek verimli geçmiyor düşünce evresi...

Bazı kitaplara borçlu hissederim kendimi...  İşte "Bin MuhteÅŸem GüneÅŸ" bu kitaplardan biri oldu.  Zamanı kandırmak için baÅŸladığım ve bana zamanı unutturan bir kitap...  Cuma günü öğleden sonra evin içini arşınlamaktan bitap düşmüşken ve hiçbir ÅŸey içimdeki sıkıntıyı bastıramazken, elim Bin MuhteÅŸem GüneÅŸ'e uzandı ve cumartesi günü sabahın habercisi ezan yankılanırken İstanbul semalarında bitti. Geçmek bilmeyen zaman nasıl da geçmiÅŸti, beni boÄŸan düşünceler de nereye gitmiÅŸti?
 
Sigara kokusuna karşı yakılmış mumu söndürdüm,  açık penceremden yaÄŸmurla yıkanmış havayı içime çektim, içimi sıkan sıkıntıların ne kadar anlamsız olduÄŸunu düşündüm... "Çok acı var, dayanamıyorum" diye not yazıp, BoÄŸaz Köprüsü'nden atlayan Dicle hocaya gitti akıl... Kadına uygulanan ÅŸiddetin izini sürerken, gördüklerine, duyduklarına dayanamayarak hayatını sonlandıran Dicle hocaya...
EskiÅŸehir'de iki çocuÄŸunu Porsuk Çayı'na attıktan sonra peÅŸlerinden atlayan isimsiz kadını düşündüm. Haberin ayrıntılarıyla ürperdim bir kez daha... Porsuk köprüsünün yeÅŸil bariyerleri geldi gözüme... Bir kadın kucağında bebeÄŸini emziriyor, sonra onu nehrin soÄŸuk sularına teslim ediyor, diÄŸer çocuk "atma" diye yalvarıyor ama kadın aldırmıyor, onu da atıyor. Sonra da kendini... Kitaptan bir cümle düşüyor aklıma: "Pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi bir erkeÄŸin suçlayan parmağı da hep bir kadını gösterir..." Her yitik kadın hayatının bir erkeÄŸi iÅŸaret ettiÄŸini düşünüyorum.

Öyle olmayacak, hayatımda bir erkek için yitik tek günüm olmayacak... Göğü yıkanmış  İstanbul'a karşı son bir sigara yaktım. Müslümanlar uyanırken, derin bir uykuya daldım. Uyandığımda her ÅŸeyin farklı olacağını bilerek...


askıda hayat

Tarih: 19:58, 15/9/2009

“Her yere yetiÅŸilir
Hiçbir ÅŸeye geç kalınmaz ama
ÇocuÄŸum beni bağışla
Ahmet Abi sen de bağışla”

Edip Cansever'in en sevdiÄŸim ÅŸiiridir Mendilimde Kan Sesleri...
Her ÅŸeye geç kaldığımı düÅŸündüÄŸümde düÅŸer aklıma bu dizeler.
Bir sorun var biliyorum, sanki hayatım askıda... Nasıl indirilir hayat askıdan, işte onu bulamıyorum.
Korkulara, kaygılara teslim olmamak gerek ve nokta koymayı bilmeli insan 
biten her ÅŸeye... 
Bitenlere nokta koyamanın sancısı ÅŸu günlerde nefessiz bırakan beni...
Biliyorum nokta koymalı insan biten her ÅŸeye ve yeni cümleler kurmamalı bitenlere dair...

 


eksi...

Tarih: 17:01, 1/9/2009

Ayrı düştü akıl ile yürek, hırpalanıyorum.... Varlığını sorguluyorum, gitmelerini, dönmelerini... Ne kattın bana, ne aldın benden... Eksidesin...


Çengelköy'ün çikolatacısı

Tarih: 16:01, 15/8/2009

Çengelköy'de Çınaraltı'nın birkaç sokak ötesinde masal kitaplarından çıkma bir çikolata dükkanı... Küçücük, sevimli. sıcacık ve içten bir dükkan...  Mis gibi kokusuyla hoÅŸ geldin diyor kapısından içeri girenlere...
Hepsi el yapımı çikolatalar, benim gibi çikolatayla pek de iÅŸi olmayanları bile baÅŸtan çıkartacak kadar albenililer...
Sadece cumaları yapılan çikolata kaplı gofretleri çok tuttum..
Yolu düÅŸenlere tavsiye edilir


İstanbul uykudayken...

Tarih: 10:49, 6/8/2009

Kent uykudayken yollara düÅŸmek, kimseler uyanmamışken...  Müezzin sesleri bozmadan sessizliÄŸi, bomboÅŸ sokaklardan, caddelerden geçmek...  Masada yarım kalan kahve fincanına takılıyor akıl, taksinin arka koltuÄŸunda uykudaki İstanbul'u izlerken...  Neden bitiremeden kahveyi gitmem gerekiyor bu kentten, neden hep İstanbul uyurken bir taksi beni İstanbul'dan uzaklaÅŸtırıyor...  Neden aynı yorucu hüzün bana eÅŸlik ediyor. 
Yine uykudan sıyrılmak için hazırlanmış bir kahve, yine beklenenden erken gelen taksi, yine yarım bırakılan kahve, yine aynı hüzün, yine aynı kent, yine vakitlerden kentin en derin uyku vakti, yine bir yolculuk... İnsansız, araçsız, cansız, sessiz kentti izlemek... Çözümsüzlük içinde çözüm ararken bulunan İstanbul'dan taşınmak seçeÄŸi gerçekliÄŸini yitiriverdi hemen...  Gidemem ki bu kentten, gidersem nasıl yaÅŸarım bu hüzünle...


Deniz, yağmur ve yalnızlık

Tarih: 15:07, 27/7/2009

Ne güzel ÅŸeymiÅŸ, saÄŸnak yaÄŸmur altında denizde olmak
Henüz yaÄŸmur bulutları kaplamaya baÅŸlarken, sanki kıyamet haberini almış gibiydi insanlar...
İlk taneler düÅŸerken anlamsız bir kaçışma...
SaÄŸnak baÅŸladığında ben, mutlak yalnızlığım bir de Karadeniz...
Ne güzel ÅŸeymiÅŸ saÄŸnak altında denize girmek
denize baÄŸdaÅŸ kurup, dalgaların üstünden geçiÅŸmesini beklemek
ne yazık kimse tatmadı bu güzelliÄŸi
ben, yalnızlığım, yağmur ve deniz
BaÅŸbaÅŸa
çok eÄŸlendik
kaçanların ne kaçırdıklarına için için gülerek



Temmuz sende ne'm kaldı?

Tarih: 14:33, 30/6/2009

Kaç zamandır aklımdaydı da bir türlü derleyemedim Madımak’ın ateÅŸinin izini türkülerde sürmeyi...

Sivas’ta 2 Temmuz’da yanan ateÅŸ hiç sönmedi, hiç sönmeyecek... Çünkü eksiltti bizi 2 Temmuz, utandırdı, canımızı yaktı, canımızı aldı, kara dumanları hiç dağılmadı içimizde, kara baÄŸladı içimiz... Otuz yedi can gitti, bize utancı kaldı, otuz yedi can gitti, bize tarifsiz keder kaldı, otuz yedi can gitti, bize çaresizlik kaldı. Belki onlar bizden daha ÅŸanslıydı, böyle bir utancı taşımadan gittiler... Ve ne yazık yakanlar hiç anlamadı, biz insanlara yükledikleri utancın büyüklüÄŸünü... Kaç insan 3 Temmuz’a gözlerini inançsızlığa açmıştır bilmiyorum, Sivas için yakılan ağıtların sayısını bilmediÄŸim gibi... Ama benim için Sivas’ta sadece otuz yedi insan deÄŸil, hep varlığına inandığım o yüce ve adil Tanrı da yandı, bitti, kül oldu. 2 Temmuz 1993’ten beri en zor zamanlarda bile Tanrı’ya sığınmadım, hiçbir ÅŸey istemedim, hiç dua etmedim, uzun bir süre adını bile aÄŸzıma almadım, alamadım. Onun için birileri, vahÅŸet iÅŸliyor ve o da seyrediyorsa, varsa bile benim için bitmiÅŸti, bitti de... Zerre kadar kötülüÄŸün hesabını soracak Tanrı, kendi adına iÅŸlenen günahlarının hesabını nasıl verecek? Ben, Tanrı’yı affetmiyorum, affedemiyorum! Tıpkı Madımak Oteli’ni ateÅŸe veren güruhu affedemediÄŸim gibi...  KeÅŸke anlayabilseler, bizden aldıklarının sadece otuz yedi can olmadığını... KeÅŸke anlayabilseler Madımak’ta yaktıklarının sadece insan deÄŸil, Tanrı’yı da yaktıklarını... Tanrı ÅŸahidim ben inancımı 2 Temmuz’da Madımak Oteli’nde bıraktım ne Tanrı’yı ne de o güruhu hiç affetmedim ve etmeyeceÄŸim...

 

Ört bas edilse de Sivas’ta yaÅŸanan vahÅŸet, türküler ört bas etmedi. Bir tek türküler yiÄŸit bu ülkede... O yüzden seviyorum türküleri...

 

GRUP YORUM/ SİVAS

Yumrukluyorum duvarları, yumrukluyorum kara gecenin bedeni

Ellerim kan içinde nehirler taÅŸmış yanaklarımdan

Otuz yedi can, otuz yedi gül

Çatlamış susuzluktan Sivas’ın içinde

Döne döne semaha duranlar tutuÅŸtu önce

Sonra türküler sonra da ÅŸiirler çığlıksız düÅŸtü türkülerin yanı başına

 

Sivas, Sivas yiğitlik midir emanet cana kıymak?

YiÄŸitlik midir bir tutam ışığı kör bıçakla güneÅŸten kopartıp karanlığa kurban etmek?

Söyle hangi kitapta vardır elleri kolları baÄŸlıyı yakmak?

Var mıdır kardelen akında bir tutam inciyi ateşte tutmak?

 

Böyle garip düÅŸtüÄŸüme bakma, böyle mahzun durduÄŸuma

Varsın ateşin suskunlukla beslensin

Benim de yüreÄŸim gençliÄŸini almış yanına yürür başı dik...

Senin de dağların var Sivas, senin de dağların

Dağlarında şahanların...

 

Gün tutuÅŸur canım, gece tutuÅŸur

Yangınlarda tutsak canlar tutuşur

Külüm toprak olur, yele karışır,

Yürür gelir canlar, yollar tutuÅŸur

 

Sivas ellerinde sazım tutuşur

Söz tutuÅŸun canım, türkü tutuÅŸur

Teller bizi söyler, diller yarışır

ÖzgürlüÄŸü yazan kalem tutuÅŸur.

 

Canlar can olur da eller tutuÅŸur

Dost evinde canım sevda tutuşur

Pir Sultan’lar ölmez binler yetiÅŸir

Akar gelir canlar, tarih tutuÅŸur.

 

 

MOÄžALLAR/ ISSIZLIÄžIN ORTASINDA

bir düÅŸ gördüm geçenlerde
görmez olsaydım ah olsaydım
içime ÅŸeytan girdi sandım
keÅŸke hiç uyumasaydım

birdenbire
ateÅŸ ve duman
feryadı figan
sanki el ele
geliyor habire
üstümüze, üstümüze…

 

canlar sazlar
kan oldular
kesildi teller
durdu nefesler
ama hala
dimdik ayakta
ayaktalar

çığlık kalleÅŸ
sessizlik mi dost
ateÅŸ ve duman
hain düÅŸman
ıssızlığın ortasında
ıssızlığın ortasında

 

 

EDİP AKBAYRAM/ TÜRKÜLER YANMAZ

GüneÅŸin ak yüzüne bir duman çöktü
bir türkü çığlıkla ateÅŸe düÅŸtü
kuytu bir köÅŸede bir çiçek küstü
büktü yaprağını boynunu büktü

ÅŸu Sivas'ın elinde sazım çalınmaz
güllerim yandı yüreÄŸim dayanmaz

kararmış yüreÄŸin hiç ışığı olmaz
bilmez misin ki türküler yanmaz
günü gelir sanma hesap sorulmaz
dayanır kapına pir sultan ölmez

ÅŸu Sivas'ın elinde sazım çalınmaz
güllerim yandı yüreÄŸim dayanmaz

 

 

 

 

FERHAT TUNÇ

adını andıkça dilim takılır,
sanki yüreÄŸime bir ÅŸey çakılır.
orda semah dönen nara yakılır,
Kızılırmak boylarında bir şehir.

aydınlığa karanlıklar yağdırdı,
ruhsatiyi hanesinden kovdurdu,
Pir Sultan’ı hınzırlara boÄŸdurdu,
Kızılırmak boylarında bir şehir

can alıcı kuşlar oraya doldu,
güneÅŸ utancından sararıp soldu,
otuz yedi gülü dalından yoldu,
Kızılırmak boylarında bir şehir.

güvercinler gide, baykuÅŸlar öte,
ne kışın azala, ne çilen bite,
Hafik’ten bu yana, Banaz’dan öte,
Kızılırmak boylarında bir şehir.

 

 

 

Mahsuni Åžerif-Sivas

Allah Allah dost diyerek
KoÅŸtuk Sivas ellerine
Halk türküsü söyleyerek
CoÅŸtuk Sivas ellerinde

Dışarda tekbir sesliler
İçerde kara yaslılar
Tüm Sivas'ın suçu yoktur
Ama yaktı Sivaslılar

Madımak'ta ÅŸimsek çaktı
Alevler göklere çıktı
Kime kızdı, kimi yaktı
Şaştık Sivas ellerinde

Dışarda tekbir sesliler
Eli sopalı fesliler
Müslüman kanı helal mi
Ama yaktı Sivaslılar

Alev kapladı yanımız
Hak'ka ulaştı canımız
Ateşle yandı tenimiz
Taştık Sivas ellerinde

Dışarda tekbir sesliler
Eli kanlı iffetsizler
İnsan kıyar mı insana
Yazık yaktı Sivaslılar

Devlet baba, devlet baba
Ne kötülük ettik sana
Döne döne yana yana
PiÅŸtik Sivas ellerinde

Mahzuni tekbir sesliler
İçerde yanıyor canlar
Åžeriatın içtiÄŸi kanlar
Bileniyor tüm insanlar
Tüm Sivas'ın suçu yoktur
Ama yaktı Sivaslılar

Sivas’tan göklere uçtuk
Gönlümüz Hak'kı diler
Alevlerle kucaklaştı
Muhlis'ler Nesimi'ler
Yıldız daği toz dumanlı
Yollarımızı tutmayın
Biz bu yolun son yolcusu
Siz bizi unutmayın
Bu yol çok yolcular gördü
Gültekin'ler Gülsüm'ler
Biz hak'kı severek öldük
Sevmeyenler ne bilsinler
VerdiÄŸiniz bu duman
Sanma ki bizi boÄŸar
Bir Pir Sultan kurban olur
Yüz bin Mahzuni doÄŸar
Yüz bin Mahzuni doÄŸar

 

 

 

ATEÅžLE KÜL OLAYDIM :Umuda Ezgiler

Sen kavga ol ben hasret yüreÄŸine al beni
ateÅŸle kül olaydım o hana gömün beni
temmuz sende nem kaldı acı kederden gayri
Madımak’tan ötede türkün ve ronin kaldı

 

 

 

Grup Kızılırmak Sivas Sivas
Aman Sivas’ın her gün batımında
ateşten bir yıldız doğar
aman biri nergiz biri menekÅŸe
biri tomurcuk gül kokar
tomurcuk gül kokar

Bir güvercin gök yüzünde
kanadında yanık sazım
özüm yerde söner ise

arda kalır iki gözüm

kalkın dostlar türkülerle
yürüyecek yolumuz var
bir bahardan bir bahara
hasat bekler yurdumuz var

kucak açtık yeryüzüne
cennet imiz yerde diye
biz ölmedik rüzgar olduk
dost a selam olsun diye

kalkın dostlar türkülerle
yürüyecek yolumuz var
bir bahardan bir bahara
hasat bekler yurdumuz var

türkülerin biri yanık ateÅŸ göÄŸe deÄŸer mi ki
boyun büküp de dönmeyen
samah can a erer mi ki

 

 

 


Kadın ve özgürlük

Tarih: 15:06, 23/6/2009


Bizim memlekette kadınların özgürlüÄŸü hayatlarındaki erkek sayısıyla doÄŸru orantılı...
Hayatındaki erkek sayısı ne kadar az ise kadın o kadar özgür... Baba, abi, kardeÅŸ, sevgili, eÅŸ, amca, dayı vs. gibi sıfatlara sahip erkeklerden ne kadar yoksunsak o kadar özgürüz...


Ihlamur kokan kent

Tarih: 15:01, 23/6/2009

Ihlamur kokuyor kentin sokakları, önce koku geliyor ardından gözler arıyor ıhlamur aÄŸacını.... Bazen kaldırım taÅŸlarının arasına sıkışmış, bazen bahçesinde bir evin sarı çicekleriyle takılıyor gözler ıhlamur aÄŸacına...

İstanbul ıhlamur kokuyor, alıyor musunuz kokuyu?

SabiÅŸ'e...

Tarih: 13:02, 27/5/2009

Ardından su dökerek, uÄŸurladığım güle güle... Bazıları giderken arkalarında kocaman bir boÅŸluk bırakırlar, sen de onlardansın, ne güzel sana... Ardından su dökerek uÄŸurladığım, güle güle...



{ } { Sonraki Sayfa }